Güneş Tutulmasının Etkileri: İnansak mı İnanmasak mı?

Birkaç gündür her yerde güneş tutulmasının etkileri yazıyor. Burçlara göre etkileri, hayatımıza getirecekleri, önlem almamız gerekenler... Bir dolu başlıkta çeşit çeşit yazılar, bir sürü paylaşım. Astrolojiye çok meraklı değilim; ama denk geldikçe biraz bir şeyler okudum. Fala inanma, falsız da kalma, derler ya işte benimki o hesap ;)


Aklımda en yer eden yazıda bu güneş tutulması bizi nicedir içinde bulunduğumuz "varlık tutulmasını" fark etmek zorunda bırakacak; bu tutulmayla evren bizi silkeyecek ve kendimize getirecek, diyordu. Hah, dedim, okurken; tam zamanı!

Pazar gecesi, ertesi günkü tutulmadan bahsediyor; olası etkilerini anlatıyordum. Sonuçta okuduklarımdan anladığım birkaç şey var! ;)


Nasa'dan...


Bu güneş tutulmasının etkileri 6 ay sürecekmiş; işte dünden saysan Şubat sonuna kadar falan... Bu süreç değişim, dönüşüm ve yıkıcı yaratıcılık için en uygun dönemmiş. İşimiz, evimiz ve ilişkilerimizde tıkanan noktaları fark edip içimizdeki yaratıcı güçle yeni adımlar atmanın vaktiymiş. Yani, hayatımızda "Acaba?" dedirten, belki bastırdığımız ne varsa bir gün yüzüne çıkacak, "Hadi ama yapabilirsin, değiştirebilirsin, üstesinden gelebilirsin!" dedirtecekmiş.

Valla şahane! :)

Bunlar, okuduklarımdan anladıklarım tabi. Yoksa merkürler, jüpiterler, açılar falan geçen cümlelerin üstadı değilim.

Yine de kulağa hoş gelmiyor, insanın içine su serpmiyor mu?
Ben epey ferahladım valla :)

Bunları epeyce konuştuktan sonra bu sabah güne güzel bir teklifle başladım, bir gaza geldim falan. Kendi kendime  "Bak, başlıyoruz!" dedim:) Hayaller kurdum; kafamda yaptım, ettim, bitirdim. Şu dönemi verimli değerlendireyim bari deyip ne kararlar alsam diye kafa patlattım. En iyisi spora başlayayım, diyet yapayım, yok ya beslenme alışkanlığımı toptan değiştireyim, şekeri bırakayım, yoga yapayım, kitapları bir düzenleyip sadeleştireyim, eşyalara el atayım, eğitim programlarını araştırayım derken epeyce bir plan yaptım. Tabi, mühim olan harekete geçmek; ama düşünmek, hayal etmek, planlamak bile güzel!

Akşam da bir arkadaşımla buluştum. Ona da anlattım aklımdan geçenleri biraz. Yapabileceklerimizden, eskiden yapıp da kenara attıklarımızdan, korkup vazgeçtiklerimizden, cesaret etsek ne olur ki dediklerimizden konuştuk epeyce... Nasıl iyi geldi bu sohbet! :)

Masadan kalkmış merdivenlere doğru yürürken elimdeki telefonum adeta kendi kendine havaya doğru bir hamle yaptı ve "çat" diye yere düştü. Ekran bir kez daha çatladı, görüntü kaydı ve telefon sanırım ömrünün son demlerine ulaştı. Ah vah derken; "Bunun da değişim vakti gelmiş." diye güldüm.

Memleketteki akıllı telefon fiyatlarına bakınca gülümsemem uzun sürmedi tabi ama... ;)

Neyse... Lafı uzattım. Demem o ki, içimiz bunca kararmış, dört yanımız deprem, sel, ölüm haberlerine boğulmuşken bir değişim ümidi çok iyi ve tam vaktinde gelmedi mi? Ay, Güneş, Dünya ya da evren, karma, enerji... Her neyse ve nerden geliyorsa gelsin, iyiliklere ve güzelliklere gebeyse kabûlüm!

Çünkü umut etmek, değişeceğine ya da gelişeceğine inanmak;  içinde veya dışında, herhangi birşeyi yapabilecek itici bir gücü aramak çok güzel!

Çünkü, bence inanırsak olur ;)

Yani, tutulma bahane!

Güzel şeyler olacağına, yapabileceğimize, içimizdeki öz'e güvenebileceğimize, iyiliğe, şansa, insanlara,verilen sözlere, ağzımızdan çıkana, gözümüzün gördüğüne, gönlümüzden geçene, sabrın sonundaki selamete, adalete, biz'e, ben'e, elimizden gelene, gücümüzün yettiğine, attığımız adıma, yürüdüğümüz yola, enerjimize, hayal ettiğimize, düşlediğimize.... Ve nicesine... İnanmak ya da inanmamak... İşte bütün mesele bu!



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Less is More...

Ben Hiç Mükemmel Değilim! Belki de Sıradan Biriyim...