21 Nisan 2014 Pazartesi

Erguvan Vakti...


Yenilenmenin, ruhu sakinleştirmenin, uzun yürüyüşlerin vaktidir Nisan benim için. İstanbul’da erguvan mevsimidir…  Boğazın, Boğaziçi’nin en güzel zamanıdır.

Yine erguvan vakti işte… Kendimi Boğaziçi’ne saklayasım, erguvanlar altında soluklanasım var.

Boğaziçi'nde erguvanlar...
Nisan biraz da yeni bir yaşın yükü, geçmişin sisi pusu demek benim için.

Son bir seneye dönüp bakıyorum. Seyahatler, sorumluluklar, telaşlar arasında neler yapmışım, nerelere varmışım, ne kadar değişmişim diye bir göz atıyorum geçen zamana.

Hiç bilmediğim şehirlerin sokaklarında yürüdüm bu sene. Bir bavul, birkaç parça eşya ve elimde haritalarla dolaştım farklı kentlerin yollarında. Hayran kaldım, kayboldum, heyecanlandım. Uçaklarda, otobüslerde, garlarda uyudum. Kiliselerde, camilerde soluklandım. Yeni insanlarla tanıştım. Yalnız kaldım.

Sanırım geçen senenin bana öğrettiği en önemli şey, yalnızlığımı sevebileceğim oldu. Kendi başınalığımı, yalnızlığımı çok sevdim ben. Oysa ne çok korkardım… Hep kalabalıklardaydım, kalabalık olmak için canhıraş bir çaba içindeydim.

Etrafın gürültüsünden kendimi duymuyormuşum meğer.

Bu yaşımda fark ettim, insanın en çok, kendisiyle vakit geçirirken eğlendiğini. İlk kez yalnız başıma sinemaya gittim, ilk kez tek başıma yemek yedim, ilk kez bir başıma seyahat ettim. Ve nasıl iyi geldi anlatamam!

Tarkovski’nin bir sene önce okuduğum ve altını çizdiğim cümlelerini, daha yeni anladım ben. İnsanlara ne söylemek istersiniz, sorusuna şöyle yanıt vermiş Tarkovski:

Bilmem… Sanırım yalnız olmayı öğrenmeleri gerektiğini ve kendi başlarına mümkün olduğu kadar çok zaman geçirmek için uğraşmalarını söylemek isterim. Bugünün gençlerinin hatalarından biri gürültülü, bazen neredeyse agresif etkinliklerde bir araya gelmeye çalışmaları. Yalnız hissetmemek için bu beraber olma arzusu bence çok talihsiz bir gösterge. Her insan çocukluktan itibaren kendiyle zaman geçirmeyi öğrenmeye ihtiyaç duyar. Yalnız olması gerekmez ama kendiyle kaldığında sıkılmamalıdır. Kendi kendine kaldıklarında sıkılan insanlar bana kendilerine verdikleri değer açısından bir tehlikenin içindeler gibi gelir.”

Dedim ya, yeni bir yaşın yükü omuzlarımda. Şimdi ben, heybemde yollar, sözcükler ve güzel insanlarla ve en çok da kendimle, yürüyorum erguvanlar altında.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder