CAFE TANGO

Yılın son haftası başlamak üzere; geçen yılın dökümü ve yeni yıl dilekleri diziliveriyor karşımıza. Son mu başlangıç mı bilemiyor iki arada kalıyoruz.
Havalar da dengesiz; bir iyi, bir kötü. Garip günler…
Bu garip günleri tatlandırmaya çalışıyorum kendimce. 2010’a dair güzel bir tat kalsın damağımda diye:)

Geçtiğimiz cumartesi akşamı da, son anda çıkan bir fırsatı değerlendirerek, İş Sanat’taki Şirin Pancaroğlu- Cafe Tango konserine gittim.

Aslında Cafe Tango bir gösteri. Ünlü arp sanatçısı Şirin Pancaroğlu’nun 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamındaki projesi.
Proje oldukça başarılı isimlerle yürütülüyor. Arp tellerine dokundukça harikalar yaratan Şirin Pancaroğlu, Arjantinli gitarist Ricardo Moyano, Carlos Gustavo Battistessa, Elif Yurdakul, Evrim Baştaş, Yaz Baltacıgil ve solist Dilek Türkan… Ve geceye danslarıyla dahil olan Selim&Melin çifti.

Perde açıldığında bir cafede yer buluyor izleyici. Sırayla sanatçılar giriyor cafeye, masalar doluyor; enstrümanlar üzerindeki örtüler kalkıyor ve etrafı şahane melodiler dolduruyor.

Klasik tangolarla başlayan konserde, Dilek Türkan Türkçe tango parçaları seslendirdi. İncesaz’ın solisti olarak tanıdığımız sesten tangolar dinlemek çok keyifliydi:)

Konserde beni en çok etkileyen, yıllar önce uzak ve soğuk bir şehirde dinlediğim Alfensino parçasını,yine aynı ellerden, Ricardo Moyano’dan dinlemek oldu. Tanıdık bir ezgi ve bambaşka bir zaman… Kısacık bir sürede onca zaman içinde olanları düşündüm. Değişenleri, bende kalanları, olup bitenleri ve içimdekileri…

Ve gerçekten sanat yapan insanları izlerken içime dolan o coşku… Yüzlerinde gördüğüm o mutluluk ifadesi…Ego, tatmin, mutluluk, hırs, zamansızlık, keyif, lamekanlık, coşku ve bir şeyler yaratmanın gücü… Hepsinin karışımı o ‘şey’ işte! Bir nevi büyücülük galiba yaptıkları.

Ben büyüleniyorum hissettiğim o ‘şey’le!

Müziğin, sözcüklerin ve renklerin coşkusu hiç eksilmesin ömrümüzden.
Geride kalanları ceplerimize doldurup keyifli günlere yol alalım her yeni yılda da.
Bütün yıllarınızı güle güle kullanın efendim:)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Less is More...

Güneş Tutulmasının Etkileri: İnansak mı İnanmasak mı?

Ben Hiç Mükemmel Değilim! Belki de Sıradan Biriyim...